HOCAM TÜRKÇE SÖYLESEM OLMAZ MI?

icerik_8014da58.png

HOCAM TÜRKÇE SÖYLESEM OLMAZ MI?

İngilizce hazırlık sınıfında veya İngilizce kurslarında eğitim alan öğrencilerin en büyük sorunlarından biri kendilerini ifade edememek. O kadar haklılar ki. Çünkü en son bu kadar kısıtlı bir kelime hazinesi ile konuşmaya çalıştıkları zaman muhtemelen bebeklik dönemleriydi.


Bebekken ana dillerini edinirken ve çok az bir kelime hazinesine sahipken söylemek istedikleri şeyler de zihinsel kapasiteleri de kısıtlıydı. Bu yüzden de bu kadar kısıtlı bir kelime hazinesi ile bir şekilde idare edebiliyorlardı. Ama şimdi yetişkin birer birey olduktan ve anadillerini kullanmada ustalaştıktan sonra, birdenbire onlardan bu kadar zaman uğraşıp edindikleri bütün dilsel becerilerini kullanmamalarını istemek, onları hapse kapatmak gibi bir şey olmalı. Düşünsenize öğretmeninize anlatmak istediğiniz onca şey, yapmak istediğiniz onlarca espri var. Ama hiçbirini anlatamıyorsunuz. Sanki birisi ağzınıza bir bant çekmiş gibi. Söylemek istediğiniz birçok şey var ama hiçbirini söyleyemiyorsunuz. Çünkü sadece belki de konuşmayı yeni öğrenen bir çocuk kadar kendinizi ifade edebiliyorsunuz (yabancı bir dil öğrenmeye yeni başlayanlar için). “Hocam Türkçe söylesem olmaz mı?” dediğinizde size her seferinde “In English, please” diye cevap verdiğimizde, belki de söyleyeceklerinizi içinize atmaktan saçlarınızın beyazladığını hissediyorsunuz. Ancak biz İngilizce öğretmenleri olarak bu durumun sizlerde yarattığı kısıtlanmıştık duygusunu çok iyi anlıyoruz.

Eğer sizin neler çektiğinizi anlıyorsak, o zaman neden hala Türkçe bir şeyler söylemenize müsaade etmiyor ve anlatacaklarınızı anlatamadığınız için saçlarınızın beyazlamasına izin veriyoruz? Aslında biz İngilizce öğretmenleri de sizin anlatacağınız Türkçe hikayeleri duymayı, esprilerinize gülmeyi çok isteriz. Ancak sizlerle mümkün olan her zaman İngilizce iletişim kurmaya çalışmamızın bir sebebi var.  İngilizce öğretmenleri olarak öğrencilerimizle derste de ders aralarında da iletişim dili olarak İngilizceyi kullandığımızda, öğrencilerimize İngilizcenin sadece ders ve kitap dili olmadığını, iletişim dili olarak gerçek dünyada da kullanılabileceğini ve öğrencilerin İngilizce dilinde iletişim kurmalarının mümkün olduğunu onlara birinci ağızdan göstermiş oluyoruz. Sizlere söylemek istediklerinizi İngilizce dilinde söylemeyi tecrübe ettirmiş oluyoruz. İletişimsel dil öğretimi yaklaşımı açısından, sınıf dışında öğretmen ve öğrenci arasında kurulan iletişimin ve sınıfta lavaboya gitmek için izin istemek veya kalem istemek gibi ders dışı konularda kurulan iletişimin dilinin İngilizce tutulmasının önemi ayrıca büyüktür. Çünkü bu durumlar öğrencilerin İngilizceyi iletişim dili olarak gerçek hayatta kullanacağı durumlara en yakın senaryolardır. Bunu yaparak aslında öğrencilerimize, sınıfta öğrendikleri bütün o dilbilgisi kurallarını ve kelimeleri kullanmak için bir fırsat sunmuş oluyoruz. Bu açıdan bakıldığında, ders aralarında öğrencilerle İngilizce konuşmak veya onları sınıfta her ders dışı durumda İngilizce konuşmaya teşvik etmek aslında onları özgürleştirici bir aktivite olarak görülebilir. Çünkü bu durumlarda öğrenciler sınıfta öğrendikleri birçok farklı kural ve kelimeden istediklerini seçip, iletişim kurabilirler.

İngilizce öğretmenleri olarak “In English, please” tutumumuzun desteğiyle, bize anlatmak istediğiniz şeyleri İngilizce anlatıp, esprilerinizi İngilizce yaptığınız günler gelecek. O gün geldiğinde esprileriniz daha da değerli olacak ve biz bu esprilere hep birlikte güleceğiz. Yabancı dil öğrencilerinin ilk İngilizce espri yaptıkları an çok değerlidir. İşte bu değerli anı hep birlikte yaşamak için sizinle mümkün olan her an İngilizce konuşmaya çalışıyoruz.

Ceren Şentürk

Haber Listesi

Kampanya ve duyurulardan haberdar olmak için haber listemize kayıt olabilirsiniz.